Bicümle.NET sitemizde şuan da
TOPLAM 218 KİŞİ cümle okuyor, yorum yapıyor veya siteyi dışardan izliyor..

Ahmet Kutsi Tecer

Şair ve oyun yazarı Ahmet Kutsi Tecer, 4 Eylül 1901'de Kudüs'te doğdu, 22 Temmuz 1967'de İstanbul'da yaşama gözlerini yumdu. Babası Duyun-u Umumiye memuru Abdurrahman Bey'dir. Onun Kudüs'te görev yaptığı sırada doğ­duğu için "Kutsi" adını da aldı. İlköğrenimine 'Kudüs'teki Ererler Okukfnda başladı Kırklareli'nde sürdürdü, Kadıköy Sultani'sini, 1922'de Halkalı Ziraat Mekteb-i Alisi'ni bitirdi. Daha sonra gittikleri izmir'de gazeteciliğe başladı, bir yıla yakın bir süre İzmir Ziraat ve Ticaret Gazetesi'nde çalıştı. İstanbul Darülfünunu Felsefe Bölümü'ne girdi, 1925 yılında yurtdışı yükseköğrenim bursuyla Paris'e Sorbonne Üniversitesine biyoloji okumak için girdi. Felsefe öğrenimi gördü, ancak tamam- layamadan yurda döndü. Edebiyat Fakültesinde 1929 yılında tamamladı. 1930'da Gazi Eğitim Enstitüsü'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Bir şiire edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra, Sivas'a Milli, Eğitim Müdürü olarak atandı. Tecer, burada meslektaşı Meliha Hanım'la evlendi ve halk şairi çok olan bu ilimizde Halk Şairlerini Koruma Derneği kurdu. Orada yaptığı çalışmalarla halle müziğinin yurt çapında tanınmasında, bu müziğin okullarda okutulmasında, radyolarda yayımlanmasında öncü ve yol açıcı oldu. 1934'te Yükseköğrenim Genel Müdürü olan Tecer, bu görevde yedi yıl kaldı ve özellikle Devlet Konservatuvan'mn kurulması, genişletilmesi çalış­malarını yürüttü. Bu görevden Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi üyeliğine getirilen Tecer, Adana (1942-1943) ve Urfâ (1943-1946) milletvekili oldu. 1948'de Devlet Konservatuvarı'na, 1949'da Paris kültür ataşeliğine atandı. Daha sonra 1950'de Unesco Yürütme. Komitesi Türk delegesi oldu. Türkiye'ye döndükten sonra, emekli olduğu 1966 yılına kadar İstanbul'da Galatasaray Lisesi (1951), İstanbul Konservâtuvarı (1953), Güzel Sanâtlar Akademisi (1957), İÜ. Gazetecilik Enstitüsü, İstanbul Radyosu Folklor dersleri, İstanbul Eğitim Enstitün'de öğretmenliğini sürdürdü. Tecer,edebiyata şiirle başladı. Şiirleri 1921'den sonra Dergah ve Milli Mecmua  gibi dergilerde çıktı.Daha sonra Varlık, Oluş, Yücel ve Ankara Halkevi'nin çıkardığı, kısa bir süre de kendisinin yönettiği Ülkü'de yayımlandı. Hecenin Beş Şairi grubunda yer almadı. Kendi şiirini kendi yarattı. İçten gelen duygulu, yalın, memleket şiirleriyle tanındı.Onun en verimli yılları 1930-1936 arası" oldu. Ankara'da Görüş dergisini çıkardı (4 sayı, Temmuz 1930-Şubat 1932). Sivas'ta basılmış bir kitabından (Şiirler, 1932) sonra, şiir kitabı yayımlamadı. Kitap sonrası yazdıkları yalnızca dergilerde kaldı. Bu şiirler Varlık (1933-35'), Oluş (1939), Yücel(1941),Ülkü (1941-1945), Türk Düşüncesi (1953/54), Varlık (1967) dergilerinde çıktı. Vecihi Timuroğlu ,1980'de Ahmet Kutsi Tecer, Kişiliği, Sanat Anlayışı Ve Tüm Şiirleri" adıyla biraraya getirdi. 'Öte yandan Sevgi Gözdemir, 1987'de Kültür Bakanlığı Türk Büyükleri Dizisinden “Ahmet Kutsi Tecer” kitabını yayımladı. Milli Edebiyat Dönemi 1908-1923 yılları arasını kapsar. İmparatorluğun "Ümmetçi" yanı zayıflarken, "milli" (ulusal) davranış ve düşünüş biçimi edebiyata yansıdı. Öykü ve romanda da kendini göstermekle birlikte bu dönem geleneksel şiirimizin altın yıllan oldu. Şiirde Beş Hececiler diye adlandırılan grup kendini gösterdi. Bunlar: Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Ziya Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç ve Enis Behiç Koryürek'in oluşturduğu gruptur. Bu dönemde aruz terk edildi, "milli" (ulusal) ölçümüz sayılan, hece benimsendi. Bu ölçü ve biçimle şiirler yazıldı. Daha sonraki dönemde de Yedi Meşaleciler edebiyat sahnesine çıktı. Grup Yedi Meşale adını aldı.Bu ad aynı zamanda Yaşar Nabi Nayır'ın yeni şiir kitabının adıydı. Yaşar Nabi yanı sıra, Sabri Esat Siyavuşgil, Vasfi Mahir Kocatürk, Kenan Hulusi, Ziya Osman Saba, Muammer Lütfi ve Cevdet Kudret Solok'tan oluş­tu. Daha sonraki yıllarda Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas, kimi şiirlerinde Batılı ölçülerin etkisiyle duraksız heceyi kullandı, bu alanda çok güzel şiir örnekleri ortaya kondu. Ahmet Kutsi Tecer, Beş Hececiler gibi şiir yazmakla birlikte onlarınki gibi "milli" olan yanıyla değil, daha çok "halkçı" olan özel­liğiyle ilgilendi. Şiirinin yol haritasını kendi çizdi. Tanpınar Tecer için, "Folkloru yeni bir iklim gibi keşfetmiş"der. Gerçekten de onun Sivas Milli Eğitim Müdürlüğünü yürütürken yaptığı çalış­malar, folklor adına büyük kazanç oldu. Kendisi de o yıllarda Sivas'ın Deliktaş köyünden olan halk şairi Ruhsati'nin bir şiirinde geçen "Tecer" dağını soy­adı olarak aldı. Rauf Mutluay, Tecer'i ve şiirini "Yüzyılın başında doğanlardan şiir dünyasına yeni bir katılış; Fransa öğreniminden sonra Anadolu toprağında beğeni bilinçlenmesi biçiminde değerlendirdi. Şiirlerinde yalnızca hece ölçüsünü benimseyen Tecer, kimi zaman lirik bir biçimde ve yaşayan bir dille kişisel düygularanı aktardı, kimi zaman da ulusal duyguları, coşkulan öne çıkaran konulara, yöneldi; Daha sonra başladığı oyun yazarlığında ulusal değerlere önem verdi. İlk oyunu olduğu kadar en önemli oyunu saydığı Köşebaşı'nda bilinçsizce Batı'ya özenenleri eleştir­di. 1961'de sahnelenen son oyunu Satılık Ev yayımlanmadı; Çoğunluğu dergilerde olmak üzere halk edebiyatı ve folklor konusunda incelemesi de bulunuyor.

Başlıca Eserleri

Şiir: Şiirler (1932)

inceleme: Köylü Temsilleri (1940)

Oyun:Yazılan Bozulmaz (1947), Köşebaşı (1948), Köroğlu.(1949),Bir Pazar Günü (1959) , Satılık Ev (1961 de oynandı, kitaplaşmadı)

Son Güncelleme 01 Ekim 2011, Cumartesi 09:27:54

Geçen Haftanın Cümlesi

Copyright © 2007 - 2015 Cümle.NET Tüm hakları ALTTAN İKİNCİ ÇEKMECEDE saklıdır :D
Öyle bir cümle yazın ki çok gülelim, ibret alalım, öğrenelim, şaşıralım, hatırlayalım, mest olalım, hayatımıza kılavuz bile yapalım.
İletişim linki yada bicumle.iletisim [at] gmail.com mail ile bizlere ulaşabilirsiniz.