Bicümle.NET sitemizde şuan da
TOPLAM 188 KİŞİ cümle okuyor, yorum yapıyor veya siteyi dışardan izliyor..

Aşık Veysel Şatıroğlu

Saz şiirimizin son önemli ustalarından biri olan Aşık Veysel, Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde 1894 yılında doğdu. Asıl adı Veysel Şatıroğlu'dur. Babası çiftçilikle uğraşan, "Şatıroğullan"ndan Karaca Ahmet, anneside Gülizar'dır. Küçük Veysel, yedi yaşındayken bir çiçek hastalığı salgınına tutuldu, iki gözünü yitirdi. Çiçek salgını yüzünden Veysel'den önce de iki kız kardeşi çiçekten öldü.Babası, Veysel'e üzüntüsünü, unutsun, avunsun diye bir saz aldı. Bunun üzerine saz şairlerinin har­man olduğu bölge olan Sivas çevresinde, Veysel saz şairlerini dinlemeye koyuldu. O sesleri belleğine alarak, daha sonra onlar gibi çalmaya çaba gösterdi. Saza birdenbire kendisini kaptırdı, artık hem dinlediklerini çalıyor, hem de kendisi şiir üretiyor, bunlara besteler yapıyordu. 1920 yılında ana ve babasını da yitiren Veysel, saza bütünüyle gece gündüz birlikte olduğu bir "can dostu" diye baktı. Buna Aşık Ali adlı bir şairden aldığı dersler de büyük katkı sağladı. 1931 yılında Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları "Halk Şairlerini Koruma Derneği"ni kurdu. Ve 5 Aralık 1931 tari­hinde de üç gün süren Halk Şairleri Bayramı'nı düzenledi. Böylece Veysel'in yaşamında önemli bir dönüm noktası işlemeye başladı. Veysel'in Ahmet Kutsi Tecer'le tanışması hayatında yeni bir sayfa açtı.1933'e kadar usta ozanlardan şiirler çalıp söyledi. Cumhuriyet'in onuncu yıldönümünde Ahmet Kutsi Tecer'in çağrısıyla bütün halk ozanları Cumhuriyet ve Gazi Mustafa Kemal üzerine şiirler yazdılar. Bunlar arasında Veysel’de vardı. Veysel'in günışığına çıkan ilk şiiri böylece' "Atatürk'tür Türkiye'nin ihyası"... dizesiyle başlayanşiir oldu. Bu şiirin gün yüzüne çıkışı, Veysel’ide köyünden dışarıya çıkardı. O zaman Sivrialan'ın bağlı olduğu Ağacakışla nahiyesi müdürü Ali Riza Bey, Veysel'in bu destanını çok beğendi, ''Ankara'ya gönderelim" dedi.. Veysel de "Ata'ya ben giderim" diyerek vefalı arkadaşı İbrahim'le yürüyerek yollara düştü Karakışta yalınayak, başı kabak yola çıkan bu iki arı gönül, bu iki örnek insan, üç ay yol çiğneyerek Ankara'ya geldiler. Veysel Ankara'da konuksever tanıdıklarının evlerinde kırkbeş gün mişafir kaldı. Destanı Atatürk'e sunmak hevesiyle geldiysede Atatürk'e okumak kısmet olmadı. Ancak, Hakimiyet-i Milliye (Ulus) gazetesinde yayım­landı. Destanın gazete yayımı üç gün sürdü. Veysel ilk günden tanınmaya başlandı. Bundan sonra da bütün yurdu dolaşmaya, dolaştığı yer­lerde çalıp söylemeye başladı, sevildi, sayıldı. İlk şiirlerini 29 Ekim 1933 te okuyan Veysel, Ankara ve İstanbul radyolarında da sazı eşliğinde şiirlerini sundu. Yurdu bir baştan bir başa gezerek, Halkevleri'nde konserler verdi, kahvelerde, halka sazını dinletti. Bir süre Arifiye Ve Hasanoğlan (1943-1944) ile Çifteler (Eskişehir) Köy Enstitüleri'nde halk türküsü ve saz öğretmenliği yaptı (1946). Bu dönemde iki şiir kitabı yayımladı. Altı çocuk babası olan Aşık Veysel, birçok türküsünü de plağa okudu. 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Aşık Veysel'e, "Anadilimize ve ulusal birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü" 500 lira aylık bağladı. 21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30'da doğduğu köy olan Sivrialan'da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde, 79 yaşında yaşama gözlerini yumdu.

Şiirlerinin tamamı şair Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından Dostlar Beni Hatırlasın adıyla bir kitapta toplandı.

Cumhuriyet dönemindeki halk edebiyatının en güçlü şairi olan Aşık Veysel, bu alanda etkili ürün­ler verdi. Özellikle 1933 yılıyla birlikte adı yaygın­laştı. Sazı ve sözüyle Cumhuriyet'in, getirdiği yeni­likleri halka aktardı, sanatını ülkenin kalkınması uğruna kullandı. Bununla kalmayarak, saz şairleri yetiştirdi. Saz şairi geleneğinin sürmesini sağladı. Görmese de ülkemizin gerilikten, cahillikten kur­tulması uğrunda çalışmaktan geri durmadı. Edebiyatımıza getirdiği bütün bu değerler, birçok aydınımızı "Geleneksel saz şiirinin son ustası" yargısında bulunmaya itti. Halkın duygu, düşünce ve değerlerini benimseyip, bunu çoğu zaman doğaçtan dediğimiz, hemen o anda, içinden geldiği gibi söyleyen saz şairlerinin, günümüzde de var olduğunu söyleyebiliriz. Ne var ki Aşık Veysel gibi, kendine özgü saz üslubuyla, kendine özgü duyarlıkta bulunanı göstermek oldukça güçtür, Onu keşfeden Ahmet Kutsi Tecer şunları söyler: Aşık Veysel'de Veysel Şatıroğlu dirilirken, Veysel Şatıroğlu'nda Aşık Veysel bitiyor. Tanzimat'tan gelenlerle onun farla, gelenekten çıkageldiği için, bir ses farkıdır. Onun teli bize göre bağlanmıştır. Tanzimat'ın teli taklit bir bağlanmadır; evvelkisine "düzen", ikincisine "akort" dediğimiz gibi, Veysel bir bakıma, öbür çağdaşlarını okumuş gibidir; . mesela, Ceyhun Kansu, Veysel'i ne kadar okumuşsa, Şatıroğlu da Ceyhun'u o kadar okumuştur. Veysel'le çağdaşları arasında o kente birbirini çeken taraflar vardır. Ceyhun Kansu ile Faruk Çamlıbel ne kadar birbirinden ayrı ise, çağdaşlarından bu tarzda ayrılır. Onu ayıran taraf, demin de belirttiğim gibi, geleneği yerine, halk şiiri geleneğinde Veysel Şatıroğlu, Aşık Veysel'le halk. yaşamış ve "bugün"e oradan gelmiştir.

Başlıca Eserleri

Deyişler (1944),

Sazımdan Sesler Dostlar Beni Hatırlasın (1970)
Son Güncelleme 01 Ekim 2011, Cumartesi 09:24:27

Geçen Haftanın Cümlesi

Copyright © 2007 - 2015 Cümle.NET Tüm hakları ALTTAN İKİNCİ ÇEKMECEDE saklıdır :D
Öyle bir cümle yazın ki çok gülelim, ibret alalım, öğrenelim, şaşıralım, hatırlayalım, mest olalım, hayatımıza kılavuz bile yapalım.
İletişim linki yada bicumle.iletisim [at] gmail.com mail ile bizlere ulaşabilirsiniz.