Bicümle.NET sitemizde şuan da
TOPLAM 196 KİŞİ cümle okuyor, yorum yapıyor veya siteyi dışardan izliyor..

Stephen Crane

D. 1 Kasım 1871, Ne- wark, New Jersey, ABD - ö. 5 Haziran 1900, Badenvveiler, Baden, Almanya

ABD'li romancı, öykü yazarı, şair ve gaze­teci. Maggie: A Girl of the Streets (1893; Sokak Kızı Maggie) ve The Red Badge of Courage (1895; Cesaret Madalyası, 1958, 1964) gibi romanları ve "The Open Boat" (Açıktaki Sandal), "The Bride Comes to Yellow Sky" ve "The Blue Hotel" (Mavi Otel) adh öyküleriyle tanınır. Metodist bir rahibin 14'üncü çocuğuy­du. Claverack College adlı hazırlık okuluna devam ettikten sonra iki yıl kadar kolej öğrenimi gördü, ardından New York kenti­ne gitti. Orada tıp öğrencilerinin kaldığı bir yurda yerleşti, bir yandan da serbest yazar­lığa başladı. Bowery'nin batakhanelerinde incelemeler yaparak yazdığı ilk kitabı Mag­gie: A Girl of the Streets, böyle bir çevrede büyüyen masum bir genç İcızın, gördüğü kötü muameleyle fahişeliğe ve sonunda intihara sürüklenişini sevecen bir bakışla ele alıyordu.

Crane, o dönemde şok etkisi yapacak Maggie'yi, annesinden kalan kömür madeni hisselerini satarak Johnstan Smith adı altın­da kendi parasıyla bastırdı. Kitap satılmadı, ama Crane'e eleştirmen William Dean Howells ve Hamlin Garland'ın dostluğunu kazandırdı. Crane 1895'te Cesaret Madalya­sı romanının ve ilk şiir kitabı The Black Riders ın (Kara Biniciler) yayımlanmasıyla birdenbire uluslararası düzeyde ün kazandı. Maggie'den çok farklı bir havası ve tekniği olan Cesaret Madalyası vahşi savaş ortamın­da gerçeği arayan genç bir askerle ilgili, incelikli, izlenimci bu yapıttı. Yapıtın kah­ramanı Henry Fleming, bir iç savaş sırasın­daki karmakarışık bir çarpışmada korkusu­nu ve kibrini aşıp cesaret, alçakgönüllülük ve bilgeliği keşfediyordu. Henüz bir savaşta bulunmamış olan Crane gerçek bir çarpış­ma duygusunu aktarmadaki başarısıyla bü­yük övgü topladı. İç Savaş'ı ilk kez romantik olmayan bir tutumla ele alan ve çok tutulan yapıt, dönemin savaş romanı geleneğini tümüyle değiştirdi.Bundan sonraki birkaç yıl, Crane için ıldukça karışık ve zor geçti. Törelere uymayışı ve ezilenlere duyduğu yakınlık, hakkın­da birçok dedikodunun çıkmasına, uyuştu­rucu bağımlısı olmak ya da Şeytan'a tap­makla suçlanmasına yol açtı. Savaş yazarı olarak ün yapması, savaş psikolojisini ger­çekten yansıtıp yansıtmadığını görme isteği, ölüm ve tehlikeye karşı beslediği ilgi onu savaş muhabiri olarak Yunanistan'a, ardın­dan da Küba'ya sürükledi.1897'de Küba'daki ayaklanmayı izleme girişimi neredeyse felaketle sonuçlanıyor­du. Bindiği gemi yolda batınca önce öldüğü sanıldı. Ama gemiden kurtulan üç kişiyle birlikte bir sandalla karaya çıkmayı basardı.En güzel öykülerinden biri olan "The Open Boat" bu olaydan kaynaklanır. , Crane Küba'ya gidemeyince Yunanistan'a geçerek, New York'ta çıkan Journal gazete­sine Osmanh-Yunan Savaşı'yla ilgili haber­ler göndermeye başladı. Jacksonville'de randevuevi işleten ve Crane'e âşık olduktan sonra ilk kadın savaş muhabiri olan Cora Taylor da ona eşlik ediyordu. Savaştan sonra ikisi İngiltere'ye yerleştiler. Crane Batı'ya ilişkin en güzel öykülerini burada yazdı. 1898'de gene gazeteci olarak Küba' daki İspanyol-Amerikan Savaşı'nı izlemeye gitti. Savaş bitince Havana'da saklanırken, Osmanh-Yunan Savaşı'nı konu alan Active Service'i (Etkin Hizmet) yazmaya başladı. Dokuz ay sonra İngiltere'ye döndü. Cora ile birlikte Sussex'te 14. yüzyıldan kalma bü­yük bir malikâneye yerleştiler. Orada, Jo­seph Conrad, Ford Madox Ford, H. G. Wells, Henry James ve Crane'in İrlanda'yla ilgili romansı The O'Ruddy'yi (1903) ta­mamlayacak olan Robert Barr gibi pek çok ünlü yazarı ağırladılar. Bu yüzden mali durumları bozuldu; son dönemleri borç ve sıkıntı içinde geçti.

Crane bundan sonra zamana, hastalığa ve borçlara karşı umutsuz bir savaşa girişti. Bowery'de ve muhabirlik yaptığı sırada karşı karşıya kaldığı kötü yaşam koşulları­na, sağlığını neredeyse hiç önemsemeyişi de katılınca, onu genç yaşta öldüren hastalığın gidişi hızlandı. Küba'da tutulduğu sıtmayla vücudu iyice güçsüz düştü, sonunda yaka­landığı veremden kurtulamayarak öldü. Cesaret Madalyasından sonra Crane ro­man alanında pek önemli ürünler verme­miş, ama The Little Regiment (1896; Küçük Alay), George's Mother (1896; George' un Annesi), The Morıster and Other Stories (1899; Canavar ve Başka Öyküler) ye Whi- lomville Stories (1900; Whilomville Öyküle­ri), Wounds in the Rain (1900; Yağmurdaki Yaralar) gibi kitaplarında öykü türünde usta işi yapıtlar ortaya koymuştu. Bu öykü­leri renkli arka planlar, dramatik olaylar ve duyarlı karakter çizimleriyle insan doğası we yazgısı üzerine hicivli birer araştırma niteli­ğindeydi. Özgün ve parlak şiirsel anlatım War Is Kind’de  (1899; Savaş Sevecendir topladığı uyaksız ve ritmik "serbest" şiirle­rinde sürdürdü.Crane yayımlandığı dönemde "ahlaksızca' bulunan Maggie'deki keskin gerçekçiliğiyle, sonraki kuşakların edebi eğilimlerini etkile­miştir. Frank Norris, Theodore Dreiser ve James T. Farrell'ın sosyolojik romanlarında bu etki görülür. Crain'in savaş muhabiri, gazeteci, romancı, öykü yazarı ve şair ola­rak başarısının sırrı, alay ve acıma, gerçek ve yanılsama arasındaki gerilimi ya da umul ve umutsuzluk gibi karşıt duyguları başarıy­la ele alışında yatar. O, büyük bir üslup ustası olduğu gibi, karşıt etkiler yaratmada da çok başarılıdır.
Son Güncelleme 03 Kasım 2011, Perşembe 12:57:46

Geçen Haftanın Cümlesi

Copyright © 2007 - 2015 Cümle.NET Tüm hakları ALTTAN İKİNCİ ÇEKMECEDE saklıdır :D
Öyle bir cümle yazın ki çok gülelim, ibret alalım, öğrenelim, şaşıralım, hatırlayalım, mest olalım, hayatımıza kılavuz bile yapalım.
İletişim linki yada bicumle.iletisim [at] gmail.com mail ile bizlere ulaşabilirsiniz.